
Araç Değer Kaybı Nedir? Araç Değer Kaybı Nasıl Alınır?
Trafik kazaları, yalnızca fiziksel hasarlarla sınırlı kalmayıp, kazaya karışan araçların piyasa değerinde de bir düşüşe neden olabilmektedir. Onarım işlemleri sonrasında aracın görünümü eski haline döndürülse bile, ikinci el piyasasında "kazalı araç" olarak sınıflandırılması, aracın ticari değerini olumsuz etkiler. Bu kayıp, araç değer kaybı olarak adlandırılır ve hukuki açıdan tazmin edilmesi mümkün olan bir zarar türüdür.
Bu makalede araç değer kaybını kapsamlı bir şekilde ele alarak, yasal dayanaklarını, hesaplama yöntemlerini ve tazminat talep süreçlerini detaylandıracağız.
Araç Değer Kaybı Nedir?
Araç değer kaybı, bir aracın kazadan önceki hasarsız durumuyla, tamirat sonrası piyasa değeri arasındaki farktır. Kaza sonrasında en iyi şekilde onarılmış bir araç bile, ikinci el piyasasında "kazalı" olarak değerlendirileceğinden, değerinde bir azalma meydana gelir. Bu kayıp, araç sahibinin maddi zararına neden olur ve hukuken tazmin edilmesi gereken bir durum olarak kabul edilir.
Değer kaybını etkileyen temel faktörler şunlardır:
- Aracın Markası ve Modeli: Prestijli markalar veya özel üretim modellerde değer kaybı oranı daha yüksek olabilir.
- Aracın Yaşı ve Kilometresi: Yeni ve düşük kilometreli araçlarda değer kaybı daha belirgin olurken, eski ve yüksek kilometreli araçlarda bu oran daha düşüktür.
- Hasarın Boyutu ve Onarılan Parçalar: Aracın önemli yapısal parçalarında meydana gelen hasarlar, değer kaybını artırır.
- Aracın Kaza Öncesi Durumu: Daha önce kazaya karışmamış ve hasarsız bir araç, değer kaybına daha hassas bir şekilde yanıt verir.
Bu faktörler, aracın kazadan önceki durumuyla kazadan sonraki durumunun piyasadaki algılanışına doğrudan etki eder.
Araç Değer Kaybının Hukuki Dayanakları
Türk hukuk sisteminde araç değer kaybı tazminat talepleri, farklı yasal düzenlemelere dayanmaktadır. Bu düzenlemeler, hem tazminatın genel çerçevesini çizer hem de tarafların hak ve yükümlülüklerini belirler.
- Türk Borçlar Kanunu Madde 49
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi, haksız fiil sorumluluğunu düzenler ve şu hükmü içerir:
"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
Trafik kazalarında kusurlu taraf, yalnızca fiziksel hasarları değil, aynı zamanda araçta oluşan değer kaybını da tazmin etmekle yükümlüdür. Bu bağlamda, değer kaybı, bir haksız fiilin sonucu olarak ortaya çıkan maddi zarar türü olarak değerlendirilir.
- Karayolları Trafik Kanunu Madde 85 ve 91
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi, motorlu araç işletenlerinin sorumluluğunu düzenler:
"Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zarara uğramasına sebep olunursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur."
- madde ise, bu tür zararların karşılanabilmesi için zorunlu mali sorumluluk sigortasının yapılmasını zorunlu kılar. Halk arasında trafik sigortası olarak bilinen bu sigorta, kazalardan kaynaklanan değer kaybını da kapsar.
- Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartları
ZMMS Genel Şartları, sigorta kapsamındaki maddi zararlar ve bu zararların tazmin yöntemlerini düzenler. A.5. maddesi, araçta meydana gelen değer kaybını açıkça sigorta kapsamındaki teminat türlerinden biri olarak belirler.
Bu düzenlemeler ışığında, değer kaybı, sigorta şirketleri tarafından karşılanması gereken bir zarar türüdür.
- Türk Ticaret Kanunu Madde 1459
Türk Ticaret Kanunu’nun 1459. maddesi, sigorta tazminatına ilişkin ilkelere yer verir. Sigorta şirketleri, sigortalının uğradığı zararları, poliçede belirtilen teminat tutarları dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Değer kaybı da bu teminat kapsamında değerlendirilir.
Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?
Araç değer kaybı, genellikle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda belirtilen kriterlere göre hesaplanır. Bu hesaplamalar, sigorta eksperleri tarafından yapılır ve şu faktörler dikkate alınır:
- Aracın Markası ve Modeli: Araç markasının prestiji ve modelin yaygınlığı, piyasa algısını etkiler.
- Aracın Trafiğe Çıkış Tarihi: Yeni araçlar, değer kaybına daha duyarlıdır.
- Aracın Kilometresi: Daha az kilometre yapmış araçlarda değer kaybı daha fazla olur.
- Kazanın Hasar Verdiği Parçalar: Yapısal ve güvenlik açısından kritik parçalar üzerindeki hasar, değer kaybını artırır.
- Daha Önceki Kaza ve Hasar Durumu: Önceki hasar geçmişi olan araçlarda, değer kaybı oranı farklı hesaplanabilir.
Bu hesaplamalar, matematiksel formüller ve piyasa analizleri ile desteklenir. Ancak her araç ve her kaza için sonuç farklı olabilir.
Araç Değer Kaybı Tazmin Süreci
Değer kaybının tazmini için hak sahiplerinin izlemesi gereken adımlar şunlardır:
- Sigorta Şirketine Başvuru
Kusurlu tarafın sigorta şirketine, yazılı bir dilekçe ile başvuru yapılmalıdır. Başvuru sırasında şu belgeler eklenmelidir:
- Trafik kazası tespit tutanağı,
- Aracın ruhsat fotokopisi,
- Onarım faturası,
- Kaza fotoğrafları,
- Başvuru sahibinin kimlik ve iletişim bilgileri.
- Sigorta Şirketinin Değerlendirme Süreci
Sigorta şirketi, başvuruyu aldıktan sonra 15 gün içinde değerlendirerek yazılı bir yanıt vermek zorundadır. Eğer bu süre içinde yanıt alınmazsa ya da yapılan ödeme yetersiz bulunursa, hak sahibi farklı hukuki yolları tercih edebilir.
- Uyuşmazlık Durumunda Hukuki Yollar
Hak sahibi, sigorta şirketine karşı iki farklı yolu izleyebilir:
- Sigorta Tahkim Komisyonu: Bu yöntem, dava sürecine kıyasla daha hızlı sonuç alınmasını sağlar.
- Dava Açma: Hak sahibi, ilgili mahkemelerde dava açarak zararının tazminini talep edebilir.
- Zamanaşımı Süresi
Değer kaybı talepleri için zamanaşımı süresi, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıldır. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa, hak düşürücü süre devreye girer.
Sonuç
Araç değer kaybı, trafik kazaları sonucunda araç sahiplerini mağdur eden maddi bir kayıp olsa da doğru yollar izlenerek tazmin edilebilir. Özkan Legal | Özkan Avukatlık Bürosu olarak, müvekkillerimize bu süreçte kapsamlı hukuki destek sunmaktayız. Trafik kazaları sonrasında hak kaybına uğramamak için uzman kadromuzdan danışmanlık alabilirsiniz.
DEĞER KAYBI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
“Dava, trafik kazası sonucu meydana gelen araç değer kaybı masrafına yönelik maddi tazminat istemine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki değer kaybının tespiti, Yargıtayca değer kaybının belirlenmesi hususunda esas alınan, aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2. el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el piyasa değeri arasındaki fark kriterine uyulmaksızın hesaplama yapılarak sağlanmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen yöntemle değer kaybının tespit olunduğu rapora dayalı olarak hüküm kurulamaz. Aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalı tarafın savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının belirlenmesi, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık yeni bir rapor alınması ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.”, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/9407 K. 2019/4672 T. 11.04.2019)
“Mahkemece, konusunda uzman bilirkişiden, (rapor düzenleyenlerden farklı olmak kaydı ile) dosyadaki fotoğraflar, fatura, kaza tespit tutanağı ve önceki bilirkişi raporları da incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine göre değer kaybının yeniden hesaplanması için rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/8159 K. 2017/1793 T. 21.02.2017)
“Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme konusu olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK ilgili maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın ilgili maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır.”, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1099 K. 2019/460 T. 16.04.2019)
“Dava, çift taraflı trafik kazasından kaynaklanan araçtaki değer ve kazanç kaybı maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı taraf, değer kaybı ve kazanç kaybı taleplerini her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen talep ettiği halde, ilgili tensip zaptında davalı olarak sadece Sigorta A.Ş'nin gösterildiği, davalı şahsa dava dilekçesi ve bilirkişi raporunun gönderilmediği, taraf teşkilinin eksik olarak yapıldığı ve yargılamaya devam edilerek verilen kararda bu kişiye yer verilmediği, daha sonra davacının tavzih ve tashih dilekçesine istinaden tashih kararı verilerek karara eklendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı sürücünün davaya dahil edilmeyip anılan davalı hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaksızın davacı vekilinin tavzih dilekçesinden sonra tashih kararı ile karara eklenmesi ve gerekçeli kararın adı geçen kişiye tebliğ edilmesi Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükmün tashihine ilişkin hükümleri gereği doğru bulunmamıştır. Davalı şahsın davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davacı yanın davalı şahsa yönelik talepleri hakkında da olumlu ve olumsuz bir hüküm kurulması gerekmektedir. Ayrıca, bilirkişi raporunun davacı vekiline 03/05/2018 tarihinde tebliğ edildiği, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bilirkişi raporuna itiraz maddesi gereği itiraz süresinin iki hafta olduğu belirtilmesine rağmen 17/05/2018 tarihli celsede henüz itiraz süresi dolmadan karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.”, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2020/335 K. 2021/1554 T. 18.02.2021)